Cookies. DSGVO.
Pauker Logo

Türkisch Deutsch flört ediyor

Übersetze
ResetFilternSeite < >
DeutschTürkischKategorieTyp
flirten
flirtetegeflirtet

Flirt
Konjugieren flört etmekVerb
Flirt m flörtSubstantiv
bitten (um)
bittenbat gebeten
Konjugieren rica etmekVerb
akkreditieren
akkreditierteakkreditiert
Konjugieren akredite etmekVerb
tun, machen transitiv
tun tatgetan
Konjugieren etmek (-der)
etmek
Verb
flirten
flirtetegeflirtet

ich flirte (ben) flört ediyorum du flirtest (sen) flört ediyorsun er,sie,es flirtet (o) flört ediyor wir flirten (biz) flört ediyoruz ihr flirtet (siz) flört ediyorsunuz sie flirten (onlar) flört ediyorlar [auch: flört ediyor] ich flirte nicht (ben) flört etmiyorum du flirtest nicht (sen) flört etmiyorsun er,sie,es flirtet nicht (o) flört etmiyor wir flirten nicht (biz) flört etmiyoruz ihr flirtet nicht (siz) flört etmiyorsunuz sie flirten nicht (onlar) flört etmiyorlar [auch: flört etmiyor]
flört etmek
flört ediyor
Verb
flirten
Flirt
flört yapmakVerb
bitten jmdn um etw, erbitten Konjugieren rica etmek -den -i
rica etmek
Verb
bewegen Konjugieren hareket etmekVerb
schenken Konjugieren hediye etmekVerb
Vielleicht ist es ja auch nur ein Flirt... Belkide sadece bir flört'tür...
er/sie/es macht o ediyor
Die Mehrheit ist dafür.
Entschluss
Çoğunluk kabul ediyor.
Das Leben geht weiter.
Lebenssituation, Spruch
Hayat devam ediyor.
es beunruhigt mich
Befinden / (beunruhigen)
beni tedirgin ediyor
jmdn um etwas bitten
... bittenbat ...... gebeten
Konjugieren birinden bir şey rica etmek
rica etmek
Verb
Er steht zu seinen Fehlern. / Sie räumt ihre Fehler ein.
(einräumen)
Hatasını kabul ediyor.
Was macht alles zusammen?
Einkauf
Hepsi ne ediyor?
Er belästigt mich.
Verhalten / (belästigen)
Beni taciz ediyor.
Er telefoniert schon früh. Erkenden telefon ediyor.
sie machen onlar ediyor/ediyorlar
Meine Augen brennen immer noch.
Symptome
Gözlerim yanmaya devam ediyor.
Worauf bezieht es sich?
Verständigung
O, ne ifade ediyor?
Liebe macht manchmal blind. Aşk bazen kör ediyor.
Er behauptet, sich nicht zu erinnern.
Erinnerung
O, hatırlamadığını iddia ediyor.
ihre Mutter hilft ihnen anneleri onlara yardım ediyor
Es dient meinem Ziel.
Vorgehensweise, Absicht
Amacıma hizmet ediyor.
(amaç)
Wie viel macht das?
Kosten, Einkauf
Bu ne kadar ediyor?
Das macht elf fünfunddreißig. ugs
Einkauf
On bir otuz beş ediyor.
Sie kümmert sich um ihre kranke Mutter.
(kümmern)
O, hasta annesine hizmet ediyor.
Diese Situation macht mich verrückt.
Konflikt, Lebenssituation
Bu durum beni deli ediyor.
Mein Bruder hasst mich.
(hassen)
Erkek kardeşim benden nefret ediyor.
Dein Lachen zu sehen, macht mein Herz glücklich.
Flirt, Liebeserklärung
Gülüşünü görmek kalbimi mutlu ediyor.
vieles weist darauf hin
Einschätzung
birçok şey buna işaret ediyor
Er hat Besseres verdient als das.
Meinung, Mitgefühl, Kritik
O, bundan daha iyisini hak ediyor.
Er muss arbeitsbedingt (/ berufsbedingt) häufig verreisen.
Arbeit
O, işi gereği sürekli seyahat ediyor.
Er spricht viele Worte falsch aus.
Sprachenlernen / (aussprechen)
O, birçok kelimeyi yanlış telaffuz ediyor.
Jeder Moment, den ich mit Dir verbringe, macht mich glücklich! Seninle geçirdiğim her an beni mutlu ediyor!
Er hat ein Recht auf eine zweite Chance. O, ikinci bir olanağı hak ediyor.
(olanak)
Es freut mich immer, dich zu sehen.
Kontakt
Seni görmek beni hep çok mutlu ediyor.
Er verdient eine bessere Behandlung.
Kritik, Zwischenmenschliches
O, daha iyi muamele edilmeyi hak ediyor.
Dass du mir nicht meine Fragen beantwortest, macht mich traurig und verunsichert mich.
Information, Konflikt, Befinden
Sorularıma cevap verememen beni üzüp tedirgin ediyor.
kriechen
krochgekrochen

ich krieche (ben) yağcılık ediyorum du kriechst (sen) yağcılık ediyorsun er,sie,es kriecht (o) yağcılık ediyor wir kriechen (biz) yağcılık ediyoruz ihr kriecht (siz) yağcılık ediyorsunuz sie kriechen (onlar) yağcılık ediyorlar [veya: yağcılık ediyor] ich krieche nicht (ben) yağcılık etmiyorum du kriechst nicht (sen) yağcılık etmiyorsun er,sie,es kriecht nicht (o) yağcılık etmiyor wir kriechen nicht (biz) yağcılık etmiyoruz ihr kriecht nicht (siz) yağcılık etmiyorsunuz sie kriechen nicht (onlar) yağcılık etmiyorlar [veya: yağcılık etmiyor]
yağcılık etmek
yağcılık ediyor
Verb
neuerdings etwas tun -yor olmak
ediyor oldun {mit bestimmter Vergangenheit} (du machst neuerdings)
Zu wissen, dass du mich liebst, macht mich unendlich glücklich.
(lieben)
Senin beni sevdiğini bilmek, beni sonsuz mutlu ediyor.
Das Thema nervt mich. Immer und immer wieder.
Ablehnung, Konflikt
Bu konu beni sinir ediyor. Hep ve hep.
Momentan bewegt die Leute nur ein Thema und das ist: ...
Lebenssituation
Şu anda insanları sadece bir konu meşgul ediyor:
Vor allem das Theater mit meiner Mutter beschäftigt mich sehr.
Lebenssituation, Zwischenmenschliches / (beschäftigen)
En çokta annemle olan tiyatro kafamı çok meşgul ediyor.
Die einzigen Momente, die mich glücklich machen, sind die, wenn ich in deinen Armen liege oder in deine Augen schaue.
Liebeserklärung
Sırf kollarında yattığım ve gözlerine baktığım anlar beni mutlu ediyor.
Deine Augen gehen mir den ganzen Tag nicht aus dem Kopf und das macht mich sehr glücklich, meine Liebe. Bütün gün senin gözlerin çıkmıyor aklımdan ve bu beni çok mutlu ediyor, aşkım.
Ich bin so glücklich darüber, dass meine Eltern unsere Liebe akzeptieren und es mir ermöglichen, dich wiederzusehen. Annem ve babam bizim aşkımızı kabul etmeleri ve bizim tekrar görüşmemizi sağlamak istemeleri beni çok mutlu ediyor.
Konjugieren dauern
dauertegedauert

Präsens Verneinung ich dauere [auch: daure] dauere nicht du dauerst dauerst nicht er,sie,es dauert dauert nicht wir dauern dauern nicht ihr dauert dauert nicht sie dauern dauern nicht
dauern, andauern, fortsetzen, weitermachen
devam etmek
Präsens (ben) devam ediyorum (sen) devam ediyorsun (o) devam ediyor (biz) devam ediyoruz (siz) devam ediyorsunuz (onlar) devam ediyorlar [veya: devam ediyor]
devam etmek
Verb
1000x am Tag nehme ich das Handy in die Hand, um zu sehen, ob ich schon eine Antwort von dir habe. Dies macht mich verrückt.
Kommunikationsprobleme, Telefon
Günde 1000 kere cep telefonunu elime alıyorum, senden cevap gelmiş mi gelmemiş mi diye bakmak için. Bu beni deli ediyor.
Diese SMS (/ Botschaft) ist für den Morgen, sie vertreibt den Kummer und deine Sorgen und bringt sie dir dann auch noch Glück, hab ich sie dir gern geschickt.
Spruch, Gruß, Beziehung
Bu mesaj sabah saatleri içindir, sıkıntıları ve sorunları yok ediyor ve sana birde şans getirecek olursa, bilki (/ bil ki) sevinerek yolladım.
Manchmal flüstert die Angst mir zu: "Er liebt dich nicht so sehr, wie du ihn liebst". Die Angst verunsichert mich dann so sehr, dass ich nur noch ihr glaube.
Liebe, Skepsis
Korku bazen kulağıma şunu fısıldıyor: 'O seni senin onu sevdiğin kadar sevmiyor'. Sonrasında korku beni o kadar tedirgin ediyor ki sadece ona inanıyorum.
zwingen, nötigen mecbur etmek
Ergebnis ohne Gewähr Generiert am 19.10.2021 23:43:39
neuer EintragEinträge prüfenIm Forum nachfragenandere Quellen Häufigkeit
Ä   <-- Eingabehilfe einblenden - klicken