Cookies. DSGVO.
Pauker Logo

Türkisch Deutsch [Inf-1]ten

Übersetze
ResetFilternSeite < >
DeutschTürkischKategorieTyp
Haut f tenSubstantiv
ohne Erlaubnis 1 izinsiz; destursuz; müsaadesiz adj 1
(sie verblieben) 1:1 unentschieden
Fußball, Sport
1-1 berabere kaldı
Heute ist der 1. September.
Datum
Bugün 1 Eylül.
scharf
Beispiel:1. dieses Messer ist sehr spitz
duj
duj {TR/Van}
Beispiel:1. bu bıçak çok dujdur {TR/Van}
jemanden (durch etwas) rasend machen transitiv -i -ten kudurtmakVerb
1, eins
Kardinalzahlen
bir
Die Laufzeiten sind 1 bis 4 Jahre.
Dauer
İşletme müddeti 1 ile 4 yıl arasında.
Staatsfeind Nr. 1 m
Politik
bir numaralı devlet düşmanıSubstantiv
Ich wurde nass bis auf die Haut. Tenime kadar ıslandım.
(ten)
Es gibt nichts Schöneres (/ Besseres) als ...
Meinung, Vergleich
... -ten/-den güzeli yoktur.Redewendung
du (1. Fall) sen
Oberleutnant OF-1 m
militär. Ränge
Üsteğmen
üs- ~ üst
Substantiv
Lieutnant m
militär. Ränge / (OF-1)
TeğmenSubstantiv
1000000, 1.000.000, Million f
Kardinalzahlen
milyonSubstantiv
aus, von -DAn, -DEn = -dan, -den, -tan, -ten
am 1. dieses Monats
Zeitangabe
bu ayın 1’inde
Futur von etmek (1. Pers. Plur.) edicem ugs = edeceğim
1. / erster
Ordinalzahlen
birinci
1. / erste / (der, die, das) Erste birinci
verneintes Futur von geçmek (1. Pers. Sing.) geçmeyeceğim
gecmiycem {ugs} , gecmeycem {ugs}
Ich hätte gerne einen Termin bei Dr.Yildız.
Arztbesuch
Dr. Yildız'ten bir randevu almak istiyorum.
Das änderte sich nach 2010 (/ 2013).
Entwicklung / (ändern)
O 2010'den (/ 2013'ten) sonra değişti.
'Deli olmak' hat drei Bedeutungen: 1) jdn. sehr lieben, 2) sich sehr ärgern, 3) verrückt werden.
Sprachenlernen / (Bedeutung)
'Deli olmak' - Bunun üç anlamı var: 1) birini çok sevmek, 2) çok sinirlemek, çok kızmak, 3) delirmek.
einfacher Soldat (OR-1), Gefreiter(OR-2) m
militär. Ränge
onbaşıSubstantiv
Du bist mein Gesprächthema Nr.1.
Konversation / (Thema)
Bir numaralı konumsun.
(konu)
die Zeit zwischen dem 1. und 2. Weltkrieg birinci ve ikinci dünya harbi arasındakı zaman
(harp)
Wir fliegen am 10. Mai um 21.30 Uhr von Berlin los und werden um 1:45 Uhr in Antalya landen.
Flug, Datum
Biz 10 mayıs saat 21:30'da Berlin'den kalkıyoruz ve 1:45'te Antalya'ya iniyoruz.
Erledigen wir das sofort!
Handeln
Onu derhal bitirelim.
(bitirelim = Wunschform 1. Pers. Pl. von bitirmek)
auf einer Skala von 1 bis 10
Statistik, Einschätzung
birden ona kadar bir skalada
9: 5 = 1,8 / Neun geteilt durch fünf ist eins Komma acht.
Rechnen / (Division)
Dokuzu beşe bölersek, bir virgül sekiz.
Jetzt wird sich zeigen, ob wir genügend Geduld haben, um durchzuhalten. Şimdi dayanacak sabrı sahip miyiz değil miyiz göreceğiz.
(dayanmak = durchhalten) (sabrı → sabır = Geduld) (göreceğiz = Futur 1. Pers.Pl. von görmek)
Jetzt wird sich zeigen, ob wir genug Kraft haben, um an unser Ziel zu gelangen.
Handeln
Şimdi amacımıza ulaşmak için yeterince güce sahip olup olmadığımızı göreceğiz.
(amaç = Ziel) (güç = Kraft) (göreceğiz = Futur 1. Pers.Pl. von görmek)
Nach München ist hier in Stuttgart das zweitgrößte Volksfest auf der ganzen Welt. Aber bei uns findet das zweimal im Jahr statt. Einmal im Frühling und jetzt.
Ereignis
Münih'ten sonra dünyada ikinci büyük kutlama Stuttgart'ta yapılıyor. Ama bizde senede iki kere oluyor. Biri ilk baharda biri de şimdi.
Mache ihr klar, dass ich die Nummer 1 in deinem Leben bin, dass es dich nur noch mit mir gibt und nicht mehr allein. Dann können wir glücklich werden.
Beziehungskonflikt
Benim hayatında bir numara olduğumu onun kafasına sok. Senin artık tek başına değil sadece benimle olduğunu. Ancak o zaman mutlu oluruz.
fasten
fastetegefastet
Konjugieren oruç tutmak
1. Pers. Sing. ich faste (ben) oruç tutuyorum 2. Pers. Sing. du fastest (sen) oruç tutuyorsun 3. Pers. Sing. er fastet sie fastet es fastet (o) oruç tutuyor 1. Pers. Plu. wir fasten (biz) oruç tutuyoruz 2. Pers. Plu. ihr fastet (siz) oruç tutuyorsunuz 3. Pers. Plu. sie fasten (onlar) oruç tutuyorlar [auch: onlar oruç tutuyor] Person Deutsch Türkisch 1. Pers. Sing. ich faste nicht (ben) oruç tutmuyorum 2. Pers. Sing. du fastest nicht (sen) oruç tutmuyorsun 3. Pers. Sing. er fastet nicht sie fastet nicht es fastet nicht (o) oruç tutmuyor 1. Pers. Plu. wir fasten nicht (biz) oruç tutmuyoruz 2. Pers. Plu. ihr fastet nicht (siz) oruç tutmuyorsunuz 3. Pers. Plu. sie fasten nicht (onlar) oruç tutmuyorlar [auch/veya: onlar oruç tutmuyor] Person Deutsch Türkisch 1. Pers. Sing. faste ich? (ben) oruç tutuyor muyum? 2. Pers. Sing. fastest du? (sen) oruç tutuyor musun? 3. Pers. Sing. fastet er? fastet sie? fastet es? (o) oruç tutuyor mu? 1. Pers. Plu. fasten wir? (biz) oruç tutuyor muyuz? 2. Pers. Plu. fastet ihr? (siz) oruç tutuyor musunuz? 3. Pers. Plu. fasten sie? (onlar) oruç tutuyorlar mı? [veya: onlar oruç tutuyor mu?] Person Deutsch Türkisch 1. Pers. Sing. faste ich nicht? (ben) oruç tutmuyor muyum? 2. Pers. Sing. fastest du nicht? (sen) oruç tutmuyor musun? 3. Pers. Sing. fastet er nicht? fastet sie nicht? fastet es nicht? (o) oruç tutmuyor mu? 1. Pers. Plu. fasten wir nicht? (biz) oruç tutmuyor muyuz? 2. Pers. Plu. fastet ihr nicht? (siz) oruç tutmuyor musunuz? 3. Pers. Plu. fasten sie nicht? (onlar) oruç tutmuyorlar mı? [veya: onlar oruç tutmuyor mu?]
Verb
Der gesunde Menschenverstand ist die bestverteilte Sache der Welt, denn jedermann meint, damit so gut versehen zu sein, dass selbst diejenigen, die in allen übrigen Dingen sehr schwer zu befriedigen sind, doch gewöhnlich nicht mehr haben wollen, als sie wirklich haben.
Zitate René Descartes (1596-1650), Diskurs über die Methode, §1-1 (1637)
Sağduyu dünyada en iyi paylaştırılan şeydir: çünkü herkes onunla öylesine iyi donatılı olduğunu düşünür ki, tüm başka şeylerde hoşnut edilmeleri çok güç olanlar bile genellikle ondan şimdiden ellerinde bulunandan çoğunu istemezler.
René Descartes (1596-1650), Yöntem/Metod Üzerine Konuşma. (1637)
unterschätzen
unterschätzteunterschätzt

Einschätzung
küçümsemek
1. Pers. Sing. ich spreche ab (ben) küçümsüyorum 2. Pers. Sing. du sprichst ab (sen) küçümsüyorsun 3. Pers. Sing. er spricht ab sie spricht ab es spricht ab (o) küçümsüyor 1. Pers. Plu. wir sprechen ab (biz) küçümsüyoruz 2. Pers. Plu. ihr sprecht ab (siz) küçümsüyorsunuz 3. Pers. Plu. sie sprechen ab (onlar) küçümsüyorlar [auch: onlar küçümsüyor] Person Deutsch Türkisch 1. Pers. Sing. ich spreche nicht ab (ben) küçümsemiyorum 2. Pers. Sing. du sprichst nicht ab (sen) küçümsemiyorsun 3. Pers. Sing. er spricht nicht ab sie spricht nicht ab es spricht nicht ab (o) küçümsemiyor 1. Pers. Plu. wir sprechen nicht ab (biz) küçümsemiyoruz 2. Pers. Plu. ihr sprecht nicht ab (siz) küçümsemiyorsunuz 3. Pers. Plu. sie sprechen nicht ab (onlar) küçümsemiyorlar [veya: onlar küçümsemiyor] Person Deutsch Türkisch 1. Pers. Sing. spreche ich ab? (ben) küçümsüyor muyum? 2. Pers. Sing. sprichst du ab? (sen) küçümsüyor musun? 3. Pers. Sing. spricht er ab? spricht sie ab? spricht es ab? (o) küçümsüyor mu? 1. Pers. Plu. sprechen wir ab? (biz) küçümsüyor muyuz? 2. Pers. Plu. sprecht ihr ab? (siz) küçümsüyor musunuz? 3. Pers. Plu. sprechen sie ab? (onlar) küçümsüyorlar mı? [veya: onlar küçümsüyor mu?]
Verb
abstürzen
stürzte ababgestürzt

Präsens Şimdiki Zaman Person Deutsch Türkisch 1. Pers. Sing. ich stürze ab (ben) düşüyorum 2. Pers. Sing. du stürzt ab (sen) düşüyorsun 3. Pers. Sing. er stürzt ab sie stürzt ab es stürzt ab (o) düşüyor 1. Pers. Plu. wir stürzen ab (biz) düşüyoruz 2. Pers. Plu. ihr stürzt ab (siz) düşüyorsunuz 3. Pers. Plu. sie stürzen ab (onlar) düşüyorlar [auch/veya: onlar düşüyor] Futur I Gelecek Zaman Person Deutsch Türkisch 1. Pers. Sing. ich werde abstürzen (ben) düşeceğim 2. Pers. Sing. du wirst abstürzen (sen) düşeceksin 3. Pers. Sing. er wird abstürzen sie wird abstürzen es wird abstürzen (o) düşecek 1. Pers. Plu. wir werden abstürzen (biz) düşeceğiz 2. Pers. Plu. ihr werdet abstürzen (siz) düşeceksiniz 3. Pers. Plu. sie werden abstürzen (onlar) düşecekler [auch/veya: onlar düşecek]
düşmekVerb
abtreten
trat ab(hat,habe) abgetreten

Präsens Şimdiki Zaman Person Deutsch Türkisch 1. Pers. Sing. ich trete ab (ben) bir şeyden vazgeçiyorum 2. Pers. Sing. du trittst ab (sen) bir şeyden vazgeçiyorsun 3. Pers. Sing. er tritt ab sie tritt ab es tritt ab (o) bir şeyden vazgeçiyor 1. Pers. Plu. wir treten ab (biz) bir şeyden vazgeçiyoruz 2. Pers. Plu. ihr tretet ab (siz) bir şeyden vazgeçiyorsunuz 3. Pers. Plu. sie treten ab (onlar) bir şeyden vazgeçiyorlar [auch/veya: onlar bir şeyden vazgeçiyor] Futur I Gelecek Zaman Person Deutsch Türkisch 1. Pers. Sing. ich werde abtreten (ben) bir şeyden vazgeçeceğim 2. Pers. Sing. du wirst abtreten (sen) bir şeyden vazgeçeceksin 3. Pers. Sing. er wird abtreten sie wird abtreten es wird abtreten (o) bir şeyden vazgeçecek 1. Pers. Plu. wir werden abtreten (biz) bir şeyden vazgeçeceğiz 2. Pers. Plu. ihr werdet abtreten (siz) bir şeyden vazgeçeceksiniz 3. Pers. Plu. sie werden abtreten (onlar) bir şeyden vazgeçecekler [auch/veya: onlar bir şeyden vazgeçecek]
bir şeyden vazgeçmekVerb
heulen ugs /weinen
heulenheultegeheult
Konjugieren ağlamak
1. Pers. Sing. ich heule (ben) ağlıyorum 2. Pers. Sing. du heulst (sen) ağlıyorsun 3. Pers. Sing. er heult sie heult es heult (o) ağlıyor 1. Pers. Plu. wir heulen (biz) ağlıyoruz 2. Pers. Plu. ihr heult (siz) ağlıyorsunuz 3. Pers. Plu. sie heulen (onlar) ağlıyorlar [auch: onlar ağlıyor] Person Deutsch Türkisch 1. Pers. Sing. ich heule nicht (ben) ağlamıyorum 2. Pers. Sing. du heulst nicht (sen) ağlamıyorsun 3. Pers. Sing. er heult nicht sie heult nicht es heult nicht (o) ağlamıyor 1. Pers. Plu. wir heulen nicht (biz) ağlamıyoruz 2. Pers. Plu. ihr heult nicht (siz) ağlamıyorsunuz 3. Pers. Plu. sie heulen nicht (onlar) ağlamıyorlar [auch: onlar ağlamıyor] Person Deutsch Türkisch 1. Pers. Sing. heule ich? (ben) ağlıyor muyum? 2. Pers. Sing. heulst du? (sen) ağlıyor musun? 3. Pers. Sing. heult er? heult sie? heult es? (o) ağlıyor mu? 1. Pers. Plu. heulen wir? (biz) ağlıyor muyuz? 2. Pers. Plu. heult ihr? (siz) ağlıyor musunuz? 3. Pers. Plu. heulen sie? (onlar) ağlıyorlar mı? [auch: onlar ağlıyor mu?] Person Deutsch Türkisch 1. Pers. Sing. heule ich nicht? (ben) ağlamıyor muyum? 2. Pers. Sing. heulst du nicht? (sen) ağlamıyor musun? 3. Pers. Sing. heult er nicht? heult sie nicht? heult es nicht? (o) ağlamıyor mu? 1. Pers. Plu. heulen wir nicht? (biz) ağlamıyor muyuz? 2. Pers. Plu. heult ihr nicht? (siz) ağlamıyor musunuz? 3. Pers. Plu. heulen sie nicht? (onlar) ağlamıyorlar mı? [auch: onlar ağlamıyor mu?] Aussage Verneinung Frage Verneinende Frage Verb heulen [heulte, habe geheult] ağlamak Person Deutsch Türkisch 1. Pers. Sing. ich werde heulen (ben) ağlayacağım 2. Pers. Sing. du wirst heulen (sen) ağlayacaksın 3. Pers. Sing. er wird heulen sie wird heulen es wird heulen (o) ağlayacak 1. Pers. Plu. wir werden heulen (biz) ağlayacağız 2. Pers. Plu. ihr werdet heulen (siz) ağlayacaksınız 3. Pers. Plu. sie werden heulen (onlar) ağlayacaklar [auch: onlar ağlayacak] Person Deutsch Türkisch 1. Pers. Sing. ich werde nicht heulen (ben) ağlamayacağım 2. Pers. Sing. du wirst nicht heulen (sen) ağlamayacaksın 3. Pers. Sing. er wird nicht heulen sie wird nicht heulen es wird nicht heulen (o) ağlamayacak 1. Pers. Plu. wir werden nicht heulen (biz) ağlamayacağız 2. Pers. Plu. ihr werdet nicht heulen (siz) ağlamayacaksınız 3. Pers. Plu. sie werden nicht heulen (onlar) ağlamayacaklar [auch: onlar ağlamayacak] Person Deutsch Türkisch 1. Pers. Sing. werde ich heulen? (ben) ağlayacak mıyım? 2. Pers. Sing. wirst du heulen? (sen) ağlayacak mısın? 3. Pers. Sing. wird er heulen? wird sie heulen? wird es heulen? (o) ağlayacak mı? 1. Pers. Plu. werden wir heulen? (biz) ağlayacak mıyız? 2. Pers. Plu. werdet ihr heulen? (siz) ağlayacak mısınız? 3. Pers. Plu. werden sie heulen? (onlar) ağlayacaklar mı? [auch: onlar ağlayacak mı?] Person Deutsch Türkisch 1. Pers. Sing. werde ich nicht heulen? (ben) ağlamayacak mıyım? 2. Pers. Sing. wirst du nicht heulen? (sen) ağlamayacak mısın? 3. Pers. Sing. wird er nicht heulen? wird sie nicht heulen? wird es nicht heulen? (o) ağlamayacak mı? 1. Pers. Plu. werden wir nicht heulen? (biz) ağlamayacak mıyız? 2. Pers. Plu. werdet ihr nicht heulen? (siz) ağlamayacak mısınız? 3. Pers. Plu. werden sie nicht heulen? (onlar) ağlamayacaklar mı? [auch/veya: onlar ağlamayacak mı?]
Verb
aufbürden
bürdete ... aufaufgebürdet

Präsens / Şimdiki Zaman 1. Pers. Sing. ich bürde auf (ben) sorumluluk yüklüyorum 2. Pers. Sing. du bürdest auf (sen) sorumluluk yüklüyorsun 3. Pers. Sing. er bürdet auf sie bürdet auf es bürdet auf (o) sorumluluk yüklüyor 1. Pers. Plu. wir bürden auf (biz) sorumluluk yüklüyoruz 2. Pers. Plu. ihr bürdet auf (siz) sorumluluk yüklüyorsunuz 3. Pers. Plu. sie bürden auf (onlar) sorumluluk yüklüyorlar [auch: onlar sorumluluk yüklüyor] Person Deutsch Türkisch 1. Pers. Sing. ich bürde nicht auf (ben) sorumluluk yüklemiyorum 2. Pers. Sing. du bürdest nicht auf (sen) sorumluluk yüklemiyorsun 3. Pers. Sing. er bürdet nicht auf sie bürdet nicht auf es bürdet nicht auf (o) sorumluluk yüklemiyor 1. Pers. Plu. wir bürden nicht auf (biz) sorumluluk yüklemiyoruz 2. Pers. Plu. ihr bürdet nicht auf (siz) sorumluluk yüklemiyorsunuz 3. Pers. Plu. sie bürden nicht auf (onlar) sorumluluk yüklemiyorlar [auch/veya: onlar sorumluluk yüklemiyor] Person Deutsch Türkisch 1. Pers. Sing. bürde ich auf? (ben) sorumluluk yüklüyor muyum? 2. Pers. Sing. bürdest du auf? (sen) sorumluluk yüklüyor musun? 3. Pers. Sing. bürdet er auf? bürdet sie auf? bürdet es auf? (o) sorumluluk yüklüyor mu? 1. Pers. Plu. bürden wir auf? (biz) sorumluluk yüklüyor muyuz? 2. Pers. Plu. bürdet ihr auf? (siz) sorumluluk yüklüyor musunuz? 3. Pers. Plu. bürden sie auf? (onlar) sorumluluk yüklüyorlar mı? [auch/veya: onlar sorumluluk yüklüyor mu?] Person Deutsch Türkisch 1. Pers. Sing. bürde ich nicht auf? (ben) sorumluluk yüklemiyor muyum? 2. Pers. Sing. bürdest du nicht auf? (sen) sorumluluk yüklemiyor musun? 3. Pers. Sing. bürdet er nicht auf? bürdet sie nicht auf? bürdet es nicht auf? (o) sorumluluk yüklemiyor mu? 1. Pers. Plu. bürden wir nicht auf? (biz) sorumluluk yüklemiyor muyuz? 2. Pers. Plu. bürdet ihr nicht auf? (siz) sorumluluk yüklemiyor musunuz? 3. Pers. Plu. bürden sie nicht auf? (onlar) sorumluluk yüklemiyorlar mı? [auch/veya: onlar sorumluluk yüklemiyor mu?] Person Deutsch Türkisch Futur I / Gelecek Zaman 1. Pers. Sing. ich werde aufbürden (ben) sorumluluk yükleyeceğim 2. Pers. Sing. du wirst aufbürden (sen) sorumluluk yükleyeceksin 3. Pers. Sing. er wird aufbürden sie wird aufbürden es wird aufbürden (o) sorumluluk yükleyecek 1. Pers. Plu. wir werden aufbürden (biz) sorumluluk yükleyeceğiz 2. Pers. Plu. ihr werdet aufbürden (siz) sorumluluk yükleyeceksiniz 3. Pers. Plu. sie werden aufbürden (onlar) sorumluluk yükleyecekler [auch/veya: onlar sorumluluk yükleyecek
sorumluluk yüklemekVerb
einen Berg besteigen
... besteigenbestieg ....... bestiegen

steigen, besteigen, klettern, erklettern, stammen, erscheinen Präsens / Şimdiki Zaman Person Deutsch Türkisch 1. Pers. Sing. ich steige (ben) çıkıyorum 2. Pers. Sing. du steigst (sen) çıkıyorsun 3. Pers. Sing. er steigt sie steigt es steigt (o) çıkıyor 1. Pers. Plu. wir steigen (biz) çıkıyoruz 2. Pers. Plu. ihr steigt (siz) çıkıyorsunuz 3. Pers. Plu. sie steigen (onlar) çıkıyorlar [auch/veya: onlar çıkıyor] Person Deutsch Türkisch 1. Pers. Sing. ich steige nicht (ben) çıkmıyorum 2. Pers. Sing. du steigst nicht (sen) çıkmıyorsun 3. Pers. Sing. er steigt nicht sie steigt nicht es steigt nicht (o) çıkmıyor 1. Pers. Plu. wir steigen nicht (biz) çıkmıyoruz 2. Pers. Plu. ihr steigt nicht (siz) çıkmıyorsunuz 3. Pers. Plu. sie steigen nicht (onlar) çıkmıyorlar [auch/veya: onlar çıkmıyor] Person Deutsch Türkisch 1. Pers. Sing. steige ich? (ben) çıkıyor muyum? 2. Pers. Sing. steigst du? (sen) çıkıyor musun? 3. Pers. Sing. steigt er? steigt sie? steigt es? (o) çıkıyor mu? 1. Pers. Plu. steigen wir? (biz) çıkıyor muyuz? 2. Pers. Plu. steigt ihr? (siz) çıkıyor musunuz? 3. Pers. Plu. steigen sie? (onlar) çıkıyorlar mı? [auch: onlar çıkıyor mu?] Person Deutsch Türkisch 1. Pers. Sing. steige ich nicht? (ben) çıkmıyor muyum? 2. Pers. Sing. steigst du nicht? (sen) çıkmıyor musun? 3. Pers. Sing. steigt er nicht? steigt sie nicht? steigt es nicht? (o) çıkmıyor mu? 1. Pers. Plu. steigen wir nicht? (biz) çıkmıyor muyuz? 2. Pers. Plu. steigt ihr nicht? (siz) çıkmıyor musunuz? 3. Pers. Plu. steigen sie nicht? (onlar) çıkmıyorlar mı? [auch/veya: onlar çıkmıyor mu?] Person Deutsch Türkisch 1. Pers. Sing. ich werde steigen (ben) çıkacağım 2. Pers. Sing. du wirst steigen (sen) çıkacaksın 3. Pers. Sing. er wird steigen sie wird steigen es wird steigen (o) çıkacak 1. Pers. Plu. wir werden steigen (biz) çıkacağız 2. Pers. Plu. ihr werdet steigen (siz) çıkacaksınız 3. Pers. Plu. sie werden steigen (onlar) çıkacaklar [auch: onlar çıkacak] Futur I / Gelecek Zaman Person Deutsch Türkisch 1. Pers. Sing. ich werde nicht steigen (ben) çıkmayacağım 2. Pers. Sing. du wirst nicht steigen (sen) çıkmayacaksın 3. Pers. Sing. er wird nicht steigen sie wird nicht steigen es wird nicht steigen (o) çıkmayacak 1. Pers. Plu. wir werden nicht steigen (biz) çıkmayacağız 2. Pers. Plu. ihr werdet nicht steigen (siz) çıkmayacaksınız 3. Pers. Plu. sie werden nicht steigen (onlar) çıkmayacaklar [auch/veya: onlar çıkmayacak] Person Deutsch Türkisch 1. Pers. Sing. werde ich steigen? (ben) çıkacak mıyım? 2. Pers. Sing. wirst du steigen? (sen) çıkacak mısın? 3. Pers. Sing. wird er steigen? wird sie steigen? wird es steigen? (o) çıkacak mı? 1. Pers. Plu. werden wir steigen? (biz) çıkacak mıyız? 2. Pers. Plu. werdet ihr steigen? (siz) çıkacak mısınız? 3. Pers. Plu. werden sie steigen? (onlar) çıkacaklar mı? [auch/veya: onlar çıkacak mı?] Person Deutsch Türkisch 1. Pers. Sing. werde ich nicht steigen? (ben) çıkmayacak mıyım? 2. Pers. Sing. wirst du nicht steigen? (sen) çıkmayacak mısın? 3. Pers. Sing. wird er nicht steigen? wird sie nicht steigen? wird es nicht steigen? (o) çıkmayacak mı? 1. Pers. Plu. werden wir nicht steigen? (biz) çıkmayacak mıyız? 2. Pers. Plu. werdet ihr nicht steigen? (siz) çıkmayacak mısınız? 3. Pers. Plu. werden sie nicht steigen? (onlar) çıkmayacaklar mı? [auch/veya: onlar çıkmayacak mı?]
steigen, besteigen, klettern, erklettern, stammen, erscheinen
bir dağa çıkmak
çıkmak
çıkmak
Verb
Ergebnis ohne Gewähr Generiert am 03.12.2022 7:41:54
neuer EintragEinträge prüfenIm Forum nachfragenandere Quellen (TR) Häufigkeit
Ä   <-- Eingabehilfe einblenden - klicken